GastroCafer'e Hoş Geldiniz!

Gastronomi ve Mutfak Sanatları bölümünde üçüncü sınıfa devam ederken güncel kariyer planımı şekillendirmemde dersimize konuk olan üç değerli mezun belirleyici oldu.
Bu mezunlardan her biri bambaşka alanlarda ilerlemiş ve bizlere gastronomi sektörünün geniş fırsatlarını göstermişti.
GastroCafer olarak bu yazımda, executive şeflerden akademisyenlere birçok meslekten konuk ağırlayan kariyer planlama dersimin çıktılarına odaklanacağım.
Özellikle de “restoran sahibi, executive şef ve yemek stilisti” olan üç mezunun ilham veren deneyimlerini sizlere aktarmak istiyorum.
Mevcut Durum ve Beklentiler: GastroCafer’in Yol Haritası
Genel bir çerçeve çizmek gerekirse öncelikle hem kendimden hem de kariyer beklentilerimden bahsetmeliyim.
Şu anda üçüncü sınıfa devam eden bir gastronomi öğrencisiyim.
İlk stajımı İstanbul’da, beş yıldızlı bir otelde oda servisi, kahvaltı ve à la carte bölümlerinde çalışarak tamamladım.
Önümde daha bir buçuk yıllık bir üniversite hayatı ve zorunlu bir yaz stajım daha bulunuyor.
Üniversite dışında ise düzenli içerik ürettiğim “GastroCafer” adlı blog sitemi aktif olarak sürdürüyorum.
Bu süreçte gastronomi yazarlığı benim için hem bir üretim alanı hem de uzun vadeli bir kariyer planına dönüşmüş durumda.
1. Mutfak Deneyimi mi Kendi Markanı İnşa Etmek mi?
Konuklarımızdan restoran sahibi mezun, dört yıl boyunca okul ve iş arasında bir denge kurduğunu anlatmıştı.
Bu konu beni derinden etkilemişti zira okul dışındaki farklı alanlarda verdiğimiz ekstra çabalar geleceğimizi etkiler.
Ancak ben, bu mezundan farklı bir yol izlemiştim; Part-time mutfakta çalışmak yerine kendi markamı kurmuştum.
Profesyonel bir mutfak temposunda hem site kurmak hem de düzenli içerik üretmek benim için başlarda imkânsızdı.
Bu nedenle yolumu arzularımın ışığında diğer gastronomi öğrencilerinden biraz farklı çizdim.
Hâlâ yüzde yüz kesinleşmiş kararlarım olmasa da artık en azından hangi çerçevede ilerlemek istediğimi netleştirdiğimi düşünüyorum.
Önceliğim, son stajımda ve mezuniyet sonrasında farklı restoranlarda birkaç yıl boyunca mutfak becerilerimi güçlendirmek olacaktır.
2. Vizyon Genişliği ve Sektör Gerçekleri

Executive şef olan bir diğer mezunumuz, yurtdışında farklı mutfak kültürlerini deneyimlemenin vizyon açıcı etkisinden bahsetmişti.
Kariyer planlarımdan bahsediyorsam kesinlikle bu görüşü desteklediğimi de belirtmeliyim.
Öte yandan, ekonomik gerçekliklerden uzak durmak asla mümkün değil.
Gastronomi sektörü, çalışan başına düşen iş yükünün katlandığı ve kâr hırsının çetin olduğu bir alandır.
Sizce bu “kurtlar sofrası“nda çalışma koşullarının iyileştirilmesi mi yoksa beş kişilik işi tek kişiye itmek mi patronların işine gelir?
Üstüne üstlük, “Ben beş kişilik iş yapıyorum ancak hakkım nerede?” diyemeyen ehlileşmiş profesyonellerin sayısı da artığından sektörün geleceği pek parlak görünmüyor.
Bazıları ailesinden gelecek destekle rahat ilerleyebilir ancak benim için işler bambaşka.
21 yaşıma kadar burslarım, planlı yaşam tarzım ve kendi stratejilerim sayesinde ekonomik olarak kendime alan açmıştım.
Ancak birkaç yıl sonrası için hazırlık yapmam elzemdi ve gastronomi yazılarına yeni bir soluk olan GastroCafer tam da bu noktada doğdu.
Yetenek ve ilgi alanlarımı, uzun vadede gelir yaratabilecek bir yapıya dönüştürmek en büyük hedefimdir.
3. Yaratıcılık: Spontane Değil, Sistemli Bir Süreç
Konuk mezunlardan restoran sahibi mezun, yaratıcılığın gastronomide düşündüğümüz kadar spontane olmadığını söylemişti:
Yeni menüler hazırlamak, mise en place’ı sürdürmek ve mutfakta saatlerce denemeler yapmak.
Tüm bunlar sistemli ve büyük özveri gerektiren bir yaratıcılık biçimiydi.
Evet, bu bakış açısına hiç de yabancı değilim.
Çünkü kendi içeriklerimde bunları birebir uyguluyordum:
Yazacağım konuyu seçmek, yüksek arama hacmine sahip kelimeleri belirlemek (SEO), anlatım tarzımı netleştirmek…
Hepsi aşırı sabır ve emek isteyen aşamalardı. Tıpkı mutfakta olduğu gibi burada da tutarlılık ve disiplin gerekiyor.
4. Gastronomide Hibrit Kariyer: Mutfak ve Medya
Son mezunumuz ise gastronomi eğitiminin sadece mutfakla sınırlı kalmadığını hatırlatmıştı.
Üstüne yemek stilistliği ve medya üretimi gibi alanların da gastronominin doğal uzantıları olduğunu söylemişti.
Gastronomi artık yalnızca pişirme becerileriyle değil; anlatma, sunma ve aktarma biçimleriyle de değerlendiriliyor.
Ben ise gelecekte hem mutfaktan hem de içerik üretiminden beslenen hibrit bir kariyer yolunda ilerleyebileceğimi düşünüyorum.
5. Mezunların Ortak Paydası: Sabır ve Disiplin
Ve son olarak üç mezunun da birbirleriyle kesiştiği birkaç noktadan bahsetmek istiyorum:
Sabır, disiplin ve uzun çalışma saatlerine uyum sağlamak.
Özellikle yemek stilisti mezun, mükemmeliyetçiliğin ve uzun çalışma saatlerine adapte olmanın bu meslekte olmazsa olmazlığını vurgulamıştı.
Bunlar, benim içerik üretim sürecimde de birebir karşılığı olan şeyler:
Yazı yazarken detaylara kafa yormak, ifadeleri düzeltmek, görselleri uygun hale getirmek…
Hepsi büyük bir azim gerektiriyor.
Sonuç ve Gelecek Hedefleri

Tüm bu değerli konukları dinledikten sonra kendi kariyer planımı toparlamak daha kolaydı.
Eğitimime önem vermeye ve öğrendiklerimi destekleyecek ek eğitimler almaya her zaman açığım.
İş hayatımın başında mutlaka mutfak deneyimimi güçlendirmeyi; sonrasında ise gastronomi yazarlığı ve diğer yaratıcı alanlarda kendime sağlam bir yer inşa etmeyi hedefliyorum.
GastroCafer de bu planımın önemli bir parçası olarak benimle birlikte büyümeye devam edecek.
Günün sonunda ise merakım, sabrım ve kendi alanımı yaratma isteğimle sektörün zorluklarını aşabileceğime inanıyorum.
Eminim ki gastronominin geniş dünyasında Cafer Can Yeşilyurt, sizlerin desteğiyle fark yaratacaktır!
Sevgiyle ve sağlıcakla kalın. 🙂
“Gastronomide Otomasyon” ve “Bir Tutam Ne Kadar?” ile gastronomi yolculuğuna kaldığın yerden devam et! 😉
Cafer Can Yeşilyurt
Faydalı Kaynaklar








